odaklanma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
odaklanma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ağustos 2015 Perşembe

BEYİN GÜCÜ İLE ZAYIFLAYIN

Düşünce gücü ve bilinçaltı değişimiyle fazla kilolarınızdan kurtulabilir misiniz? Valla bana pek de inandırıcı gelmedi açıkçası ama Sabah Gazetesi, zamanında böyle bir haber paylaşmış zamanında. belki ilginizi çeker.

Amerika ve Avrupa ülkelerinde de yaygınca kullanılmaya başlananbilinçaltına subliminal oto-telkin kodlama yoluyla zayıflama metodunun Türkiye'ye gelmesinde büyük bir rolü olan, Neuroscience dallarında Nöro Natürel Beden Uzmanı Deniz Egece , zayıflama kampında obeziteden ve aşırı kilolardan muzdarip binlerce kişiyi sağlığına kavuşturmaya yardımcı olmuş ve artık bir daha eski günlerine (kilolu) dönmeyecekleri bilinçaltı değişimlerini sağlamıştır. 

ZİHİNSEL ANTREMANLARLA ZAYIFLAMA YOLLARI

Zihinsel antrenmanlar ile zayıflanabileceğini vurgulayan Bilinçaltı Uzmanı Deniz Egece, beden modelleme, beslenme ve harekete olan inanç değiştirme, tat ve lezzet algısal değişimi, zihinsel kelepçe, algısal değişim, odaklanma ve kişisel motivasyon eğitimleri ile kişinin kiloyu kafada bitirebildiğini belirtiyor.
Deniz Egece tarafından bilinçaltı değişimi için subliminal teknik ve telkinler, bilinç farkındalığı, bilinçaltı kodlama, bilinçaltını özgürleştirme, motivasyon, odaklanma, zihinde yeniden beden modeli ve algısı oluşturma, kuantum fizik yasaları, nöroplastisite ve epigenetizim eğitimleri vermektedir. Kampın özeliğinden bahseden Deniz Egece, kilo merkezli olsa da, Kamp'ta tüm psikosomatik hastalıklarla nasıl tedavi edebileceğini ve gelecekte oluşacak hastalıkları şimdiden önlemeye yönelik olması olduğunu belirtiyor ve bunun sebebinin, enerjilerin aynı fizik yasları ile çalışır olmasından kaynaklandığını dile getiriyor.


Deniz Egece, sistemi şöyle anlatıyor; ''Esas çözüme yaklaşımı, kilo verdirmekten ziyade bir daha kilo almayacak durumu kişinin zihninde yapılandırmaktır. Kilo verilen süre içersinde, neşe sevinç, coşku ve motivasyonla bu kimlik değişimi gerçekleşmektedir. Sarkmadan, vücut şekli bozulmadan, 10-15 yaş gençleştirmeye yardımcı olan bir yöntemdir'' diyor.

Egece zayıflama kampında, zayıflama metotlarının içinde bildiğimiz hiçbir klasik zayıflama metoduna yer vermediğini anlatan Deniz Egece, Diyet yok, Spor yok, İlaç yok, Ameliyat yok, Bitki ya da alternatif tedavi olmadığını söylüyor.

Kişilerle konuşulduğunda her şeyi yedikleri ve içtikleri halde, kilolarından kurtulduklarını ve yıllardır akıllarında sürekli beslenme olup yaşamlarının çoğunu mutfak ve tuvalet arasında geçtiğini ancak kamp sonrasında beslenmeye olan takıntılarının bittiğini ve bundan dolayı da yaşamlarının farklı alanlarında da zaman ayırıp yeniden hayata döndüklerini söylediklerini anlatan Deniz Egece, Psikosomatik hastalıkların çözüm süreci konusunda şu yaklaşımlarda bulunuyor.

''Psikosomatik hastalıklar kişinin kendi bilincindeki bilgisini değiştirerek yönetebildiği ve çözebileceği bir durumdur. ''

''Kişiye bedeninde bulunan bilgi öğretilmeli ve yapıcı ve yıkıcı yöndeki bilginin trafiği yön verebilmeyi öğretilmelidir.''

''Kişi kendi kendine değişimi gerçekleştirebilsin. Çünkü zihindeki bilginin bedendeki sonuçlarına ancak kişi kendisi ulaşabilir ve an be an kendisi yön verebilir.''

Obezite ve şişmanlık psikosomatik bir hastalık mıdır? Psikosomatik hastalıklar ne demektir?
Bilinçteki bilginin bedende oluşturduğu hastalıklara Psikosomatik hastalıklar denir. Fazla kilolar bir Psikosomatik hastalıktır. Reel çözümü de bilinçteki bilginin düzenlenmesi olduğunu söyleyen Deniz Egece, Dünya sağlık örgütünün de açıklaması o yöndedir diyor ve ekliyor, ''Psikosomatik hastalıklar, bilincin bedende ürettiği sorunlar anlamına gelmektedir. Bilinçteki bilgide oluşan karışıklık ya da yıkıcı bilgiler bedende de karışıklık ya da yıkıcı sonuçlar doğurabilmektedir. Bilinç ile beden sibernetiktir birbirini etkilemekte ve değiştirmektedir.''

BİLİNÇALTI NEDİR? NEDEN DEĞİŞMELİDİR?

Deniz Egece, İnsan vücudundaki tüm enerji akışının bilinçaltımızın yönlendirmeleriyle meydana geldiği bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir diyerek sözlerine şöyle davam ediyor.

''Bilinçaltı sıfır ile 12 yaşımıza kadar açık ve korumasız hafıza alanımızdır. 12 Yaşımızdan sonra bilinç üstü oluşarak bilinçaltına giden bilgilerin bekçiliğini yaparak koruma sağlamaktadır. İşte ne olduysa tamda 12 yaşımızın öncesinde beslenme, hareket ve bedenimiz hakkımızdaki ebeveynlerimizin bize kodladığı inançlarımız oluşuyor ve bunlar bilincimizin ilk, en derin ve köklü bilgileri oluyor. Bilinçaltımız bedeni hem hasta edebilme, hem de şifa edebilme yetisine sahiptir. ''

DÜŞÜNCE GÜCÜ İLE NASIL ZAYIFLANIR?

Beden her zaman değişen bir süreçtir, dışarıdan ya da içeriden ürettiğimiz bilgi bedenin yapı ve kimyasını değiştirmektedir. Dışarıdan gelen ya da içimizden ürettiğimiz yıkıcı bir bilgi bedende yıkıcı hormon üreterek kimyasını değiştirmektedir diyen Deniz Egece, yıkıcı yöndeki tüm bilgiler tekrar ve miktar edildiğinde bedende hastalık ya da şekil bozukluğu olarak ortaya çıkmakta olduğunu belirtiyor.

''Bilinçteki bilgi ve inançlar duyguya dönüşürler '' gerçeğini anlatan Deniz Egece, duygular da hormon üretir, üretilen hormon, bilgi ve inancın türüyle, şiddeti ile eş uzantıdadır diyerek, beynin amigdala bölgesinde üretilen Nöropeptitler kana karışarak bedendeki eş değer organın hücresine gittiğini ve hücrenin içindeki DNA'nın bilgisini değiştirecek kimyasal salgılamayla bilgi transferi yaparak hücreyi etkilediğini ve değiştirdiğini vurguluyor. Bu bilimsel gerçek, kişi bilincindeki bilgiyi değiştirdiğinde bedenini tedavi edebileceği anlamı kazanmaktadır diyen EGECE, tam tersi olan yıkıcı inanç ve bilgilerle kendisini hasta edebileceğini ve bedensel şekil bozukluğuna sebep olabileceğini söylüyor.

Neden kilo alırız? Nasıl zayıflayabiliriz?
''Kilo almamızın asıl sebebi alınan gıdalar değildir'' diyen Deniz Egece, bedenin hareketsizliğine sebep olan bilincimizdeki yıkıcı bilgidir diyor ve ekliyor.. ''Çocukluk dönemlerinde ebeveynlerin harekete değil, beslemeye odaklı ilgisinin aşırı yoğun olması, ye kızım ye oğlum şeklinde baskılar, yetişkin olduğunda stres ve beslenme odaklı çözümlere yönelme bilgisi, diyet yapma bilgisi, kişinin zayıflama yönünde beslenmeye dikkat ederek çözüm üretmeye çalışıyor olması, duygusal açlığını besinlerle bastırma yönündeki bilgiler vb.. bir çok bilgi kilo almanın ana sebeplerindendir. Stres, korku ve kuruntulu düşünce biçimleri, zihindeki yıkıcı bilgi türü ve biçimi, şiddetle tekrar edildiğinde kanser, kalp hastalıkları, verem gibi birçok hastalığın oluşmasına sebep oluyor. İşte tam da bu noktada Bilinçaltı Kodlama ve Telkin yöntemiyle birçok sorun ve hastalığın ya da oluşacak sorunları önceden oluşmasını engelleyebilmekte ve yapıcı yönde etki etmektedir. ''

Diyet ve Kilo

Diyet ya da yasaklar bilinç üstünün emirleri ile yapılır ama her seferinde ilgilenilen bilgi bilinçaltı tarafından da güçlendirilmektedir. Deniz Egece, Kilolar verilip diyet bırakıldıktan sonra, bilinçaltı devreye girerek beslenmeye olan eski inanç ve duyguların devreye girmesine sebep olmaktadır diyor. ''Diyet yapıldığı sürece kiloları verirsiniz, ama bıraktığınızda verdiğinizin çok daha fazlasını geri alma tehlikesiyle karşı karşıya kalırsınız. Buda geçici çözüm olan, diyet döngüsüdür. ''
Yaptığı örneklemeler gayet açık anlatan Deniz Egece, diyet, ilaç, kelepçe takma, yağ aldırma gibi birçok metotla sinekleri kovalayabilirisiniz ama esas olan sinekleri üreten bataklığın kurutulmasıdır diyerek, Bilinçaltını tarla olarak ele alırsak, tarlayı tekrardan işleyerek bataklık olmaktan kurtarmak gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde problem bir süre sonra tekrardan ortaya çıkmaktadır. Mesele kilo verdirmek değil, kilo üreten sebebi zihinde bitirmektir diye belirten Deniz Egece, bilinçaltındaki bilginin değişmesinin asıl çözüm olduğunu söylüyor.

Zayıflamak için eğitim yeterli midir?

''Evet temel eğitim yeterlidir'' diyen Deniz Egece, Tabii ki altı günde tüm kiloları vermiş olmamaktadırlar. Altı gün içerİsinde midenin doğal olarak küçülmesine yardımcı olmaktayız. Bedene sevgiyle nasıl yaklaşılacağını, oto hipnozu kendi kendilerine uygulayarak bilinçaltının inanç değişimi, oto-hipnoz eğitimi, fiziksel harekete geçmek gibi ilk önemli başlangıçları tetikliyoruz,''diyor.

19 Ağustos 2015 Çarşamba

EMPATİ YETENEĞİ NASIL GELİŞİR?

Amerikanya’da yapılan bir takım araştırmalar ortaya koyuyor ki; çok dil bilen insanlar empati kurma konusunda daha yetenekliler. Çok dil konuşulan bir ortamda yetişen çocuklar, tek dil konuşulan ortamda yetişen çocuklara daha iyi empati kurabiliyor.

Araştırmacılar, 4-6 yaş arası çocukların önlerine küçük, orta boy ve büyük olmak üzere üç oyuncak araba koydu. Çocukların karşısındaki gözlemcinin en küçük arabayı göremeyecek şekilde konumlndırıldı.

En küçük arabayı göremeyen gözlemci kişi, çocuklardan en küçük olan arabayı oynatmalarını istedi. En az iki dil konuşan çocukların %75'i gözlemcisinin en küçük arabayı göremediğini çakozladı ve empati kurarak gözlemcinin görebildiği en küçük araba olan orta büyüklükteki arabayı hareket ettirdi. Tek dil bilenlerin ise ancak %50'si bunu başarabildi.

Bilimciler, birden fazla dil konuşulan ortamda yetişen çocukların, başka insanların bakış açısını tek dil bilen çocuklara kıyasla çok daha kolay algılayabildiği sonucuna ulaştı. Ayrıca bu çocukların, sorunların üstesinden gelme, çabuk karar verme ve soyut düşünme becerilerinin daha yüksek olduğu tespitinde bulundular.

Daha önce yapılan çalışmalarda, birden fazla dil bilmenin beynin gelişmesini sağladığını ortaya koymuştu. Araştırmanın neticeleri, "The Economist"de yayımlandı.

Kaynak: http://tr.sputniknews.com

18 Ağustos 2015 Salı

YAŞAMI FARK ETMENİZE YARAYACAK 12 YÖNTEM

Yaşamı dikkatli bir şekilde yaşamak, bir uykudan uyanmak gibi. Bir süredir bulunduğunuz derinliklerden çıkmak, gelecekte ne yapacağınıza kilitlenmiş olan düşüncelerinizden kurtulmak, başkalarının söylediklerini bir kenara bırakmak, sizi kızdıran veya sizde stres yaratan şeyleri arkada bırakmak ve yaşadığınız zamana odaklanmak demek. Akıllı telefonlar ve sosyal medyanın içinde kaybettiğiniz zihninizi yeniden bulmak demek.

Hayatı dikkatli yaşamak için çaba harcamaya değiyor çünkü bu sayede hayatı ıskalamamış, yaşadığınızın farkına varmış oluyorsunuz. Uyanık olmak demek, içinizde neler olduğunun bilincine varmak ve daha bilinçli tercihler yapmak anlamına geliyor.

Peki yaşamı daha dikkatli yaşamanın yöntemi nedir? İşte hayatın farkına varmanızı sağlayacak 12 yöntem:

1. Meditasyon
Meditasyon, bilinçli bir hayata atılan ilk adım. Üstelik çok karmaşık da değil. İlk başlarda bir yere oturup sadece 1 dakika dikkatinizi kendinize ve nefesinize yönelterek başlayabilirsiniz. Zamanla süreyi artırabilirsiniz.

2. Uyanık olun
Meditasyon, rüyada olma değil uyanık olma egzersizidir. Uyanık olmak için hatırlamanız, düşünceleriniz arasında gezinmeniz gerekir. Kilit nokta hatırlamakta yatıyor.

3. Dürtülerinizi izleyin
Maillerinizi, sosyal medya hesaplarınızı kontrol etmeden veya bir şeyler yiyip içmeden, televizyon izlemeden önce oturun ve bu isteğinizin kaynağı olan dürtülerinizi izleyin. Dürtülerin yükselip düşüşünü… Onları izleyin ama onlara göre hareket etmeyin. Dürtüler gelir ve gider, kalıcı değillerdir.

4. İdeallerinizi izleyin
Hepimizin idealleri var. Bunların hepsinin gerçekleşmeyeceğini ve gerçekçi olmadıklarını biliyoruz ancak yine de onları koruyoruz. Bu ideallerimiz bize korku ve endişe hissi bırakıyor. İdeallerin zamanı geldiğinde kaybolmasına izin vermek, aynı zamanda bizi acılarımızdan kurtarır.

5. İnsanları ve hayatı olduğu gibi kabul edin
Sevgilinizi, iş arkadaşınızı, çocuğunuzu, ailenizi aynı zamanda kötü durumları, hoş olmayan bir hissi olduğu gibi kabul edin. Onlarla savaşmayı bıraktığınızda daha huzurlu olacaksınız.

6. Sizden beklenenleri bir kenara bırakın
Yeni gelişen bir durumda sizden beklenenin gerçekçi olmadığının ve bunun sizde stres yarattığının farkına varın. Aslında kendi acılarımızı kendimizi yaratıyoruz. Böylelikle onlardan kendimiz kurtulabiliriz.

7. Hayattaki konforunuzun bozulmasını çok umursamayın
Hayattaki konforunu kaybetmekten korkan birçok insan, geçmişten gelen kötü alışkanlıklara yapışıp kalıyor ve yeniliklerin peşinden gitmiyor. Bunun sebebi, insanın her zaman bildiği şeye yapışıp bilmediğinden ürkmesi. Bunu aşmak için size ufak konforsuzluklar sağlayan şeyleri yapmakla başlayın ve konfor alanınızı daraltmaya çalışın.

8. Direncinizi izleyin
Konforunuzu bozan bir şeyler yapmaya kalktığınızda veya alışkın olduğunuz bir şeyden vazgeçmek istediğinizde direnişe geçersiniz. Bu direnişi sadece izleyin. Hatta sizi rahatsız eden herhangi bir şeye karşı direncinizi izleyin. Ve zamanla nasıl eridiğini görün.

9. Meraklı olun
Genellikle her şeyin ve herkesin nasıl olduğunu önceden bilme eğilimine gireriz. Bunun yerine meraklı olun, deneyin. Yeni bir projeye başladığınızda “Kesin başaramayacağım” diye düşünmek yerine sadece o korkuyu hissetmeye odaklanın. Bir süre sonra başarısızlık korkusu, yerini merak ve yeni şeyler keşfetmekten aldığınız mutluluk duygusuna bırakacak.

10. Şükredin
Her şeyden şikayet ediyoruz ama aslında hayatın kendisi bir mucize. Her gün şükredilecek bir şey bulun. Yeni bir şey yaptığınızda, eski şeylere takılıp kalmadığınız için şükredin.

11. Kontrol ettiğinizi düşünmeyi bırakın
Genellikle her şeyi kontrol ettiğimizi sanırız ama bu bir yanılsamadan ibaret. Hayatın kendisi kontrol edilemez bir şey, sadece kontrol ettiğini düşünen bizleriz. Ani bir gelişme olur ve her şeyi bozar. Biz de bu durumda öfkeden deliye döneriz. Bunun yerine bırakın o kontrol hissini, hayatın akışını öğrenin.

12. Merhametli olun
Başkalarına karşı merhametli olmak, hayat hakkındaki hislerinizi değiştirir. Kendinize karşı merhametli olmak ise hayatın kendisini değiştirir. Bunu unutmayın.


Kaynak: Zen Habits
Kaynak : http://www.kendinigelistir.com/yasami-fark-etmenize-yarayacak-12-yontem/#ixzz3j9W1nYJD