zihin gücü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zihin gücü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ağustos 2015 Salı

HASTALIK TEDAVİSİNE RENKLER...

Sümerler'den günümüze kadar alternatif tıp alanında kullanılan renklerin iyileştirici özelliği Batı’da Renk Tedavi Merkezleri’nde uygulanıyor. Hangi rengin hangi hastalığa iyi geldiğini öğrenmek için “Acil Renk Rehberi”ne göz atın.

Günümüzde tıp, teknolojinin de desteği ile gelişirken, diğer yandan eski bilgi ve bilgeliklere dayanan “alternatif tıp yöntemleri” önem kazanıyor. İnsanın içinde var olan güçleri canlandırmak, bozulan dengeleri yeniden sağlamak temeline dayanan ve ilacı da şifayı da insanın kendi içinde bulan alternatif teknikler, giderek daha çok insanı etkiliyor. Alternatif tekniklerden biri “renk terapisi”. Yüzyıllar önce güneşin sağlık dolu etkisinin fark edilmesinden sonra bazı ülkelerde bronşit, epilepsi ve romatizmayla başa çıkabilmek için ilaçlara altın tozu karıştırıldı. 

Şeker hastaları için zümrüt, kalp ve beyin sorunları olanlar için de yakut en değerli taşlardı. İslam bilgini İbni Sina’nın “Tıbbın Esasları” adlı kitabı renk tedavisi konusunda en önemli belgelerden biri olarak kabul ediliyor. Bugün İngiltere ve Amerika’da profesyonel renk uzmanları, açtıkları merkezlerde renk tedavisi yapıyorlar. 

TURUNCU: Vücuda Enerji Verir

Dolaşım sistemini, zihinsel faaliyetleri, sinir ve solunum sistemini harekete geçirir. Ayrıca vücuda enerji vererek, dolaşım sistemini ve metabolizma süreçlerini hızlandırır. Turuncu renk. kalsiyumun rengidir ve çocuğunu kendi sütüyle beslemek isteyen yeni annelere ve hamile kadınlara tavsiye edilir. Sağlıklı saç, tırnak, kemik ve dişler bu rengin ürünüdür. Dalak ve böbrek rahatsızlıklarında tavsiye edilir. Turuncunun açık tonları eklem iltihabı ve romatizmal hastalıkların tedavisinde kullanılır. Turuncu, kolay sinirlenen ve stres altındaki insanlara uygun bir renk değildir.

TURKUAZ: Stresi Azaltır

Son derece dinlendirici ve soğuk bir renktir. Bu özelliğiyle baş ağrısı, alerji, tahriş, kesik ve yanık gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanılır. Turkuaz, deri hastalıklarına iyi geldiği için akne, egzama ve benzeri hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Bu renk, stresi ve gerginliği azaltır, ayrıca vücuttaki toksik maddelerin dışarı atılmasını sağlar. Turkuaz, vücudun bağışıklık sistemine katkıda bulunur ve zararlı bakterilerin vücuda girmesini engeller. Turkuazın kalın bağırsak iltihabı (kolit) ve dizanteri gibi ateşli hastalıklar üzerinde de etkisi vardır. Burun yollarını açar ve zihinsel yorgunluğu alır. Kısacası organizmanın tüm sistemlerini yeniler. Turkuaz pasif ve tembel insanlara tavsiye edilmez.

MAVİ: Melankolikler Uzak Dursun

Mavinin sakinleştirici ve dinlendirici bir etkisi vardır. Yüksek nabız, hipertansiyon ve ateşli hastalıklarda tedavi amacıyla kullanılan bir renktir. Stres, baş ağrısı, ses kısıklığı, gırtlak iltihabı gibi solunum yolları rahatsızlıklarında yararlıdır. Adet kanamalarıyla ilgili sorunları olan kadınlar bu rengi adet öncesi ve sonrasında tedavi amacıyla kullanabilir. Mavi renk iç çamaşırı, gecelik, bornoz ve gündelik kıyafetler bu rahatsızlıklarda fayda sağlar. Mavi, migren, menenjit, kolit, dizanteri, uykusuzluk ve ishale iyi gelir. Bazı çocuk hastalıklarına karşı da etkilidir. (Diş çıkarma, boğaz ve bademcik ağrıları, kızamık, boğmaca, öksürük, su çiçeği ve hıçkırık tutması gibi.) Ayrıca miyop, katarakt ve benzeri göz rahatsızlıklarında mavinin enerjisinden yararlanılır. Mavi renk, felç, düşük tansiyon ve nezle sorunu olanlara tavsiye edilmez. Ayrıca kendisini baskı altında ve melankolik hissedenler de bu renkten uzak durmalıdır.

MOR: Hormonları Düzenler

Mor renk, beynin arka kısmındaki bezleri etkilediğinden, vücuttaki tüm salgı bezleriyle ilişkilidir. Hormonal aktiviteleri düzenler. Menenjit, beyin sarsıntısı, sara gibi zihin ve sinir sistemi hastalıklarında, göz ve kulak rahatsızlıklarında tedavi amacıyla kullanılabilir. Morun kanı temizleyici özelliği vardır ve akyuvarların yapımında rol oynar. Vücuttaki su miktarını ve kalp atışını ayarlayan sodyum ve potasyumun dengesini sağlar. Akciğer, karaciğer ve böbreklerin sağlığı da bu renge bağlıdır. Siyatik gibi birtakım hastalıklar, mor rengin pozitif enerjisiyle tedavi edilebilir.

YEŞİL: Korkuları kontrol eder

Yeşil, sinir sistemi ve hücre onarımı için yararlı bir renktir. Kalp ve diğer vücut fonksiyonlarıyla yakından ilgilidir. Kanın akışkanlığını ve hücre yapısının güçlenmesini sağlar. Ayrıca kas, deri ve doku oluşumlarına katkıda bulunur. Toksik maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Kan basıncım düşürerek yüksek tansiyonu önler. Hücre yapışı üzerinde etkili olduğu için kist ve tümör oluşumlarının engellenmesinde kullanılır. Anjin, kronik bronşit, astım, nezle, baş ağrısı ve karaciğer iltihaplanması gibi hastalıkların tedavisinde kullanılır. Bu renk dengeleyici özellik taşıdığı için korku ve şok hallerinin kontrol altına alınmasını sağlar. Bunların yanı sıra kapalı yerlerden korkan insanların korkularını yenmesinde yardımcı olur.

MACENTA: Hafızayı Canlandırır

Bu renk beyne giden kanı arttırır ve sinir sistemini dengede tutar. Baş ağrısı, yüksek tansiyon, kronik sinir bozukluklarını kontrol altına alır. Çalışırken normalden fazla bir çaba harcıyorsanız, macenta veya pembe renk giysiler kullanın. Hafıza kaybı ve koma hallerinde tedavi için bu renk kullanılır. Macenta, mide ekşimesi ve kalp çarpıntısı gibi rahatsızlıkları tedavi etme özelliğine de sahiptir. Macentanın enerjisi yumuşak, dinlendirici ve koruyucudur. Solunum sistemini, adrenalin salgısını ve böbreklerin çalışmasını ayarlar. Saldırgan ve sert davranış gösteren kişileri sakinleştirici etkisi vardır.

KIRMIZI: Hayat Verir

İnsanlara hayat ve enerji verir. Tıbbi açıdan ise, kanda kırmızı kan hücrelerinin oluşması için hemoglobin üretimini arttırır. Kan dolaşımını arttırır, adrenalin miktarını yükseltir. Sinir sistemini harekete geçirmeye yardımcı olur. Anemi, nezle, zatürree gibi hastalıkların hafifletilmesinde kullanılır. Bu renk kişideki tembellik, melankoli ve üzüntü duygularını ortadan kaldırarak fiziksel fonksiyonlara canlılık getirir. Kişinin ayakta kalması için gerekli enerjiyi, ruhsal yönü devreye sokarak sağlar. Direncin kırıldığı zamanlarda insanların en büyük yardımcısıdır. Soğuk algınlığı halinde, kırmızı renkli çorap, eldiven, yelek veya kaşkol kullanmak vücudun ihtiyacı olan enerjiyi sağlayabilir. Ancak ateşli hastalıklarda, yüksek tansiyonda veya yanıklarda kullanılması tavsiye edilmez.

SARI: Hazımsızlığı Önler

Sarı, sinir ve kas sisteminin güçlenmesini sağlar. Dolaşım sistemini ayarlayarak kalbin daha iyi çalışmasına yardımcı olur. Karaciğerin ve safra kesesinin çalışması gibi bazı vücut fonksiyonlarının devamlılığına yardım eder. Mide sularının salgılanmasını yönlendirir. Düzenli bağırsak hareketleri yaratarak kabızlığı ve hazımsızlığı önler. Ayrıca doku ve kemik iltihaplanmasına karşı kullanılan bir renktir. Romatizma ve gut hastalığına karşı tavsiye edilir. Rahatsızlık duyulan bölgeleri sarı renge maruz bırakarak enerji sağlamak mümkündür. Güneşe oturup tüm vücudu altın sarısı ışınlara terk etmek de başka bir alternatiftir. Bu renk karaciğeri ve böbrekleri düzenli çalıştırır, kanı temizler ve lenfatik sistemi harekete geçirir.


24 Ağustos 2015 Pazartesi

ZİHİN OKUYAN OTOMOBİL

İngiliz online finans servisi Moneysupermarket, düşünce gücüyle çalışan araba geliştirdi. 

Uzmanlar, Alman otomobil üreticisi BMW’nin elektrikle çalışan modeli ‘i3’ü modifiye edip, beyin dalgalarını kullanarak aracın kontrol edilmesini sağladı. 

Şoföre takılan elektroensefalografik (Beyin akım yazımı) barındıran özel başlıkları sayesinde, sistem sürücünün komutlarını algılayabiliyor ve böylece kendi kendine direksiyonu sağa ya da sola çevirebiliyor. 

Gaz ve fren sistemi de aynı düşünce gücü yöntemiyle kontrol edilebiliyor.

19 Ağustos 2015 Çarşamba

EMPATİ YETENEĞİ NASIL GELİŞİR?

Amerikanya’da yapılan bir takım araştırmalar ortaya koyuyor ki; çok dil bilen insanlar empati kurma konusunda daha yetenekliler. Çok dil konuşulan bir ortamda yetişen çocuklar, tek dil konuşulan ortamda yetişen çocuklara daha iyi empati kurabiliyor.

Araştırmacılar, 4-6 yaş arası çocukların önlerine küçük, orta boy ve büyük olmak üzere üç oyuncak araba koydu. Çocukların karşısındaki gözlemcinin en küçük arabayı göremeyecek şekilde konumlndırıldı.

En küçük arabayı göremeyen gözlemci kişi, çocuklardan en küçük olan arabayı oynatmalarını istedi. En az iki dil konuşan çocukların %75'i gözlemcisinin en küçük arabayı göremediğini çakozladı ve empati kurarak gözlemcinin görebildiği en küçük araba olan orta büyüklükteki arabayı hareket ettirdi. Tek dil bilenlerin ise ancak %50'si bunu başarabildi.

Bilimciler, birden fazla dil konuşulan ortamda yetişen çocukların, başka insanların bakış açısını tek dil bilen çocuklara kıyasla çok daha kolay algılayabildiği sonucuna ulaştı. Ayrıca bu çocukların, sorunların üstesinden gelme, çabuk karar verme ve soyut düşünme becerilerinin daha yüksek olduğu tespitinde bulundular.

Daha önce yapılan çalışmalarda, birden fazla dil bilmenin beynin gelişmesini sağladığını ortaya koymuştu. Araştırmanın neticeleri, "The Economist"de yayımlandı.

Kaynak: http://tr.sputniknews.com

13 Ağustos 2015 Perşembe

ZİHİN BEDENİ NASIL ETKİLİYOR



Zihnin bedeni nasıl etkilediği üzerine yapılan en son araştırmalar ilginç sonuçlar ortaya koydu. Hastalıkları ilaç yerine zihinle tedavi edebilir miyiz? Düşüncelerimiz hayatımızı tam olarak nasıl biçimlendiriyor?

Hayal edin. Söğüt ağacı yaprağına alerjiniz var. Dokunduğunuz anda cildiniz kabarıyor, kızarıyor, deli gibi kaşınmaya başlıyor. Doktor size bir alerji testi yapıyor. Önce gözlerinizi sıkıca bağlıyor. Ardından sağ kolunuza söğüt yaprağı sol kulunuza ise dut yaprağı süreceğini söylüyor. Ve testi uyguluyor. Tabii sağ kolunuz hemen kaşınıp yanmaya başlıyor. Sol kolunuzda ise her şey normal. Ama gözlerinizi açtığınızda doktor sürprizi açıklıyor: “Aslında kaşınan kolunuza dut yaprağı sürmüştük, alerjik olduğunuz söğüt yapraklarını ise sol kolunuza sürdük!”

Ve işte bir başka örnek: Bir Parkinson hastası ayaklarını sürüyerek zorla yürüyebiliyor ve elleri yazı yazamayacak kadar çok titriyor.
Cerrahi müdahale yapılmasını kabul ediyor. Geçirdiği beyin ameliyatı sonrası hastanın elleri ve ayakları düzeliyor, normal hareket etmeye başlıyor. Ancak doktorlar gerçeği sonradan açıklıyorlar: “Yapılan beyin ameliyatı tamamen sahte. Cerrahlar kafatasına küçük bir delik açıp, hiçbir şeye müdahale etmeden geri kapattılar.”

İki deney de düşünceler ve duyguların insanın fiziksel sağlığı üzerindeki etkilerini araştıran bilim adamları tarafından yeni yapıldı.Sonuç ortada: Zihin bedeni doğrudan etkiliyor!

Bu yeni bir inanış değil. Tıp dünyasında yıllardır konuşuluyordu. Ancak son yıllarda bilim adamları zihin ile beden arasındaki bağlantının sanıldığından çok daha güçlü, çok daha etkili olduğunu keşfetti. Bu yüzden de 21.yüzyılın gelişmiş tıp teknolojisiyle konuyu derinlemesine incelemeye karar verdi. Buna göre sinir, gerginlik, yalnızlık, umutsuzluk, sevgi, huzur, mutluluk ve iyimserlik sadece soyut duygu ve düşünceler değil. Bütün bu psikolojik durumlar tıpkı zayıflık ya da şişmanlık gibi bedenimizi fiziksel olarak yani somut biçimde etkiliyor. Beyin bu duygu ve düşünceler doğrultusunda bağışıklık sisteminden, kan hücrelerine, kalpten bağırsaklara kadar bütün organ, doku ve hücreler üzerinde değişiklikler yapabiliyor.

Bilim adamlarının yeni hedefi zihinsel ve fizikler durumlar arasındaki köprüleri keşfetmek tedavi amaçlı kullanmayı öğrenmek.Yakın tarihli bir araştırma da ABD”deki yetişkin nüfusun neredeyse yarısının beden ve zihni buluşturan yöntemlerle ilgilendiğini gösteriyor. Bunlar arasında yoga, derin nefes egzersizi uygulamaları, ileri kas esnetme teknikleri, hipnoz, düşleri yönlendirme teknikleri, bir de bedenle zihnin en etkili bağlantı şekli olan dini inanç ve dualar var. Hepsi temel de stresle savaşıyor. Çünkü stres günümüzde neredeyse öldürücü.

İnsanın stresli bir durum karşısında kan basıncının yükseldiği, kalp atışlarının hızlandığını, kas geriliminin arttığını ve solunumunun düzensizleştiği biliniyor. Sebep ise hormonlar ve vücut kimyasalları. Bu maddeler insanda baş ağrılarından kalp krizine kadar her türlü fiziksel hastalığı tetikleyebilecek kadar güçlü.

Negatif duygu ve düşüncelerin sağlığa olumsuz etkileri ortada. Peki pozitif duygu ve düşünceler de olumlu yönde etkili oluyor mu? Bilim adamları “evet” diyor; “Zihin gücü hastalıkların tedavisinde kullanılabilir!” Beyin, zihin gücüyle vücuttaki fiziksel ağrıyı da ortadan pekala kaldırabiliyor. ABD”deki Duke Üniversite”sinde yapılan araştırmalar dini inançları olan kişilerin daha az hastalıklara yakalandığını söylüyor; HIV hastaları üzerinde yapılan bir başka araştırma ise pozitif ve iyimser bir dünya görüşüne sahip olan AIDS hastalarının bağışıklık hücrelerinin diğerlerine nazaran daha güçlü olduğu belirtiliyor.

Peki beyin gücüyle daha sağlıklı olabilir, hastalıkları ilaç yerine zihinle tedavi edebilir miyiz? Bu araştırmalar, zihin ve bedenin gizemli ilişkisini göler önüne sermek adına sadece başlangıç. Ve daha şimdiden bilim adamlarına zihnin beden üzerinde olumlu fiziksel etkiler sağlayabilecek bir gücü olduğunu şimdiden kanıtladı. Bilim bu konu üzerinde araştırmalarını derinleştirirken beden ile zihin arasında köprü kuran yoga, zihni düşüncelerden arındırma ve dua etmek gibi tekniklerin de artık büyük önem kazanacağı aşikar.



















Kaynak: Vatan/Kırmızı Eki http://www.gazetevatan.com/