Amerikanya’da yapılan bir takım araştırmalar ortaya koyuyor ki; çok dil bilen insanlar empati kurma konusunda daha yetenekliler. Çok dil konuşulan bir ortamda yetişen çocuklar, tek dil konuşulan ortamda yetişen çocuklara daha iyi empati kurabiliyor.
Araştırmacılar, 4-6 yaş arası çocukların önlerine küçük, orta boy ve büyük olmak üzere üç oyuncak araba koydu. Çocukların karşısındaki gözlemcinin en küçük arabayı göremeyecek şekilde konumlndırıldı.
En küçük arabayı göremeyen gözlemci kişi, çocuklardan en küçük olan arabayı oynatmalarını istedi. En az iki dil konuşan çocukların %75'i gözlemcisinin en küçük arabayı göremediğini çakozladı ve empati kurarak gözlemcinin görebildiği en küçük araba olan orta büyüklükteki arabayı hareket ettirdi. Tek dil bilenlerin ise ancak %50'si bunu başarabildi.
Bilimciler, birden fazla dil konuşulan ortamda yetişen çocukların, başka insanların bakış açısını tek dil bilen çocuklara kıyasla çok daha kolay algılayabildiği sonucuna ulaştı. Ayrıca bu çocukların, sorunların üstesinden gelme, çabuk karar verme ve soyut düşünme becerilerinin daha yüksek olduğu tespitinde bulundular.
Daha önce yapılan çalışmalarda, birden fazla dil bilmenin beynin gelişmesini sağladığını ortaya koymuştu. Araştırmanın neticeleri, "The Economist"de yayımlandı.
Kaynak: http://tr.sputniknews.com
Kendinize güvenmeyi, insanları anlamayı (hatta karşı cinsi bile), beden dilini, zihninizin ne kadar güçlü olduğunu, kısacası kendinizi keşfedeceğiniz bir yolculuğa hazırsanız buyurun. Birlikte parapsikolojinin dalağını yarıp, yeni ufuklara yelken açacağız ama her şeyi bloggerdan beklemeyin, accık da siz destek atın. Ayrıca damsız da alıyoruz, zira bu paylaşımlar genellikle damsız kalma sebeplerinizi inceliyor zaten.
19 Ağustos 2015 Çarşamba
18 Ağustos 2015 Salı
YAŞAMI FARK ETMENİZE YARAYACAK 12 YÖNTEM
Yaşamı dikkatli bir şekilde yaşamak, bir uykudan uyanmak gibi. Bir süredir bulunduğunuz derinliklerden çıkmak, gelecekte ne yapacağınıza kilitlenmiş olan düşüncelerinizden kurtulmak, başkalarının söylediklerini bir kenara bırakmak, sizi kızdıran veya sizde stres yaratan şeyleri arkada bırakmak ve yaşadığınız zamana odaklanmak demek. Akıllı telefonlar ve sosyal medyanın içinde kaybettiğiniz zihninizi yeniden bulmak demek.
Hayatı dikkatli yaşamak için çaba harcamaya değiyor çünkü bu sayede hayatı ıskalamamış, yaşadığınızın farkına varmış oluyorsunuz. Uyanık olmak demek, içinizde neler olduğunun bilincine varmak ve daha bilinçli tercihler yapmak anlamına geliyor.
Peki yaşamı daha dikkatli yaşamanın yöntemi nedir? İşte hayatın farkına varmanızı sağlayacak 12 yöntem:
1. Meditasyon
Meditasyon, bilinçli bir hayata atılan ilk adım. Üstelik çok karmaşık da değil. İlk başlarda bir yere oturup sadece 1 dakika dikkatinizi kendinize ve nefesinize yönelterek başlayabilirsiniz. Zamanla süreyi artırabilirsiniz.
2. Uyanık olun
Meditasyon, rüyada olma değil uyanık olma egzersizidir. Uyanık olmak için hatırlamanız, düşünceleriniz arasında gezinmeniz gerekir. Kilit nokta hatırlamakta yatıyor.
3. Dürtülerinizi izleyin
Maillerinizi, sosyal medya hesaplarınızı kontrol etmeden veya bir şeyler yiyip içmeden, televizyon izlemeden önce oturun ve bu isteğinizin kaynağı olan dürtülerinizi izleyin. Dürtülerin yükselip düşüşünü… Onları izleyin ama onlara göre hareket etmeyin. Dürtüler gelir ve gider, kalıcı değillerdir.
4. İdeallerinizi izleyin
Hepimizin idealleri var. Bunların hepsinin gerçekleşmeyeceğini ve gerçekçi olmadıklarını biliyoruz ancak yine de onları koruyoruz. Bu ideallerimiz bize korku ve endişe hissi bırakıyor. İdeallerin zamanı geldiğinde kaybolmasına izin vermek, aynı zamanda bizi acılarımızdan kurtarır.
5. İnsanları ve hayatı olduğu gibi kabul edin
Sevgilinizi, iş arkadaşınızı, çocuğunuzu, ailenizi aynı zamanda kötü durumları, hoş olmayan bir hissi olduğu gibi kabul edin. Onlarla savaşmayı bıraktığınızda daha huzurlu olacaksınız.
6. Sizden beklenenleri bir kenara bırakın
Yeni gelişen bir durumda sizden beklenenin gerçekçi olmadığının ve bunun sizde stres yarattığının farkına varın. Aslında kendi acılarımızı kendimizi yaratıyoruz. Böylelikle onlardan kendimiz kurtulabiliriz.
7. Hayattaki konforunuzun bozulmasını çok umursamayın
Hayattaki konforunu kaybetmekten korkan birçok insan, geçmişten gelen kötü alışkanlıklara yapışıp kalıyor ve yeniliklerin peşinden gitmiyor. Bunun sebebi, insanın her zaman bildiği şeye yapışıp bilmediğinden ürkmesi. Bunu aşmak için size ufak konforsuzluklar sağlayan şeyleri yapmakla başlayın ve konfor alanınızı daraltmaya çalışın.
8. Direncinizi izleyin
Konforunuzu bozan bir şeyler yapmaya kalktığınızda veya alışkın olduğunuz bir şeyden vazgeçmek istediğinizde direnişe geçersiniz. Bu direnişi sadece izleyin. Hatta sizi rahatsız eden herhangi bir şeye karşı direncinizi izleyin. Ve zamanla nasıl eridiğini görün.
9. Meraklı olun
Genellikle her şeyin ve herkesin nasıl olduğunu önceden bilme eğilimine gireriz. Bunun yerine meraklı olun, deneyin. Yeni bir projeye başladığınızda “Kesin başaramayacağım” diye düşünmek yerine sadece o korkuyu hissetmeye odaklanın. Bir süre sonra başarısızlık korkusu, yerini merak ve yeni şeyler keşfetmekten aldığınız mutluluk duygusuna bırakacak.
10. Şükredin
Her şeyden şikayet ediyoruz ama aslında hayatın kendisi bir mucize. Her gün şükredilecek bir şey bulun. Yeni bir şey yaptığınızda, eski şeylere takılıp kalmadığınız için şükredin.
11. Kontrol ettiğinizi düşünmeyi bırakın
Genellikle her şeyi kontrol ettiğimizi sanırız ama bu bir yanılsamadan ibaret. Hayatın kendisi kontrol edilemez bir şey, sadece kontrol ettiğini düşünen bizleriz. Ani bir gelişme olur ve her şeyi bozar. Biz de bu durumda öfkeden deliye döneriz. Bunun yerine bırakın o kontrol hissini, hayatın akışını öğrenin.
12. Merhametli olun
Başkalarına karşı merhametli olmak, hayat hakkındaki hislerinizi değiştirir. Kendinize karşı merhametli olmak ise hayatın kendisini değiştirir. Bunu unutmayın.
Kaynak: Zen Habits
Kaynak : http://www.kendinigelistir.com/yasami-fark-etmenize-yarayacak-12-yontem/#ixzz3j9W1nYJD
Hayatı dikkatli yaşamak için çaba harcamaya değiyor çünkü bu sayede hayatı ıskalamamış, yaşadığınızın farkına varmış oluyorsunuz. Uyanık olmak demek, içinizde neler olduğunun bilincine varmak ve daha bilinçli tercihler yapmak anlamına geliyor.
Peki yaşamı daha dikkatli yaşamanın yöntemi nedir? İşte hayatın farkına varmanızı sağlayacak 12 yöntem:
1. Meditasyon
Meditasyon, bilinçli bir hayata atılan ilk adım. Üstelik çok karmaşık da değil. İlk başlarda bir yere oturup sadece 1 dakika dikkatinizi kendinize ve nefesinize yönelterek başlayabilirsiniz. Zamanla süreyi artırabilirsiniz.
2. Uyanık olun
Meditasyon, rüyada olma değil uyanık olma egzersizidir. Uyanık olmak için hatırlamanız, düşünceleriniz arasında gezinmeniz gerekir. Kilit nokta hatırlamakta yatıyor.
3. Dürtülerinizi izleyin
Maillerinizi, sosyal medya hesaplarınızı kontrol etmeden veya bir şeyler yiyip içmeden, televizyon izlemeden önce oturun ve bu isteğinizin kaynağı olan dürtülerinizi izleyin. Dürtülerin yükselip düşüşünü… Onları izleyin ama onlara göre hareket etmeyin. Dürtüler gelir ve gider, kalıcı değillerdir.
4. İdeallerinizi izleyin
Hepimizin idealleri var. Bunların hepsinin gerçekleşmeyeceğini ve gerçekçi olmadıklarını biliyoruz ancak yine de onları koruyoruz. Bu ideallerimiz bize korku ve endişe hissi bırakıyor. İdeallerin zamanı geldiğinde kaybolmasına izin vermek, aynı zamanda bizi acılarımızdan kurtarır.
5. İnsanları ve hayatı olduğu gibi kabul edin
Sevgilinizi, iş arkadaşınızı, çocuğunuzu, ailenizi aynı zamanda kötü durumları, hoş olmayan bir hissi olduğu gibi kabul edin. Onlarla savaşmayı bıraktığınızda daha huzurlu olacaksınız.
6. Sizden beklenenleri bir kenara bırakın
Yeni gelişen bir durumda sizden beklenenin gerçekçi olmadığının ve bunun sizde stres yarattığının farkına varın. Aslında kendi acılarımızı kendimizi yaratıyoruz. Böylelikle onlardan kendimiz kurtulabiliriz.
7. Hayattaki konforunuzun bozulmasını çok umursamayın
Hayattaki konforunu kaybetmekten korkan birçok insan, geçmişten gelen kötü alışkanlıklara yapışıp kalıyor ve yeniliklerin peşinden gitmiyor. Bunun sebebi, insanın her zaman bildiği şeye yapışıp bilmediğinden ürkmesi. Bunu aşmak için size ufak konforsuzluklar sağlayan şeyleri yapmakla başlayın ve konfor alanınızı daraltmaya çalışın.
8. Direncinizi izleyin
Konforunuzu bozan bir şeyler yapmaya kalktığınızda veya alışkın olduğunuz bir şeyden vazgeçmek istediğinizde direnişe geçersiniz. Bu direnişi sadece izleyin. Hatta sizi rahatsız eden herhangi bir şeye karşı direncinizi izleyin. Ve zamanla nasıl eridiğini görün.
9. Meraklı olun
Genellikle her şeyin ve herkesin nasıl olduğunu önceden bilme eğilimine gireriz. Bunun yerine meraklı olun, deneyin. Yeni bir projeye başladığınızda “Kesin başaramayacağım” diye düşünmek yerine sadece o korkuyu hissetmeye odaklanın. Bir süre sonra başarısızlık korkusu, yerini merak ve yeni şeyler keşfetmekten aldığınız mutluluk duygusuna bırakacak.
10. Şükredin
Her şeyden şikayet ediyoruz ama aslında hayatın kendisi bir mucize. Her gün şükredilecek bir şey bulun. Yeni bir şey yaptığınızda, eski şeylere takılıp kalmadığınız için şükredin.
11. Kontrol ettiğinizi düşünmeyi bırakın
Genellikle her şeyi kontrol ettiğimizi sanırız ama bu bir yanılsamadan ibaret. Hayatın kendisi kontrol edilemez bir şey, sadece kontrol ettiğini düşünen bizleriz. Ani bir gelişme olur ve her şeyi bozar. Biz de bu durumda öfkeden deliye döneriz. Bunun yerine bırakın o kontrol hissini, hayatın akışını öğrenin.
12. Merhametli olun
Başkalarına karşı merhametli olmak, hayat hakkındaki hislerinizi değiştirir. Kendinize karşı merhametli olmak ise hayatın kendisini değiştirir. Bunu unutmayın.
Kaynak: Zen Habits
Kaynak : http://www.kendinigelistir.com/yasami-fark-etmenize-yarayacak-12-yontem/#ixzz3j9W1nYJD
14 Ağustos 2015 Cuma
ÇAKRALARINIZA İYİ BAKIN PANPALAR
ENERJİMİZİN MERKEZ ÜSSLERİ
Her insanın içinde, dışarıdaki fiziksel dünyayı yorumlayan bir sinir ağı ve duyusal sistem mevcuttur. Aynı zamanda, içimizde fiziksel, zihinsel, duygusal dünyamızı etkileyen üç enerji kanalı ve yedi enerji merkezinin yer aldığı hassas bir beden bulunmaktadır.
Yedi enerji merkezinın herbirinin birçok pozitif niteliği vardır. Bu nitelikler, içimizde hiç zarar görmemiş olarak yeralırlar, ve kendilerini çoğunlukla ortaya çıkarmamalarına rağmen asla yok edilemezler. Kundalini enerjiniz tekrar sizin için tekrar çalıştığı zaman, bu nitelikler kendiliğinden ortaya çıkmaya ve yaşamımız içinde kendilerini ifade etmeye başlarlar. Böylece düzenli meditasyon ile, otomatik olarak çok dinamik, yaratıcı, güven dolu ve aynı zamanda alçakgönüllü, sevecen ve şefkatli oluruz. Bu, Kundalini yükselmeye ve enerji merkezlerimizi beslemeye başladığı zaman kendiliğinden gelişmeye başlayan bir süreçtir.
1. Merkez
Bu merkez çocuklarda doğal olarak çalışır.Başlıca pozitif kaliteleri Saflık,masumiyet,çocuksu neşedir. Hayatın içine girdikçe ilk kaybettiklerimiz arasında saf neşe vardır.
Her insanın içinde, dışarıdaki fiziksel dünyayı yorumlayan bir sinir ağı ve duyusal sistem mevcuttur. Aynı zamanda, içimizde fiziksel, zihinsel, duygusal dünyamızı etkileyen üç enerji kanalı ve yedi enerji merkezinin yer aldığı hassas bir beden bulunmaktadır.
Yedi enerji merkezinın herbirinin birçok pozitif niteliği vardır. Bu nitelikler, içimizde hiç zarar görmemiş olarak yeralırlar, ve kendilerini çoğunlukla ortaya çıkarmamalarına rağmen asla yok edilemezler. Kundalini enerjiniz tekrar sizin için tekrar çalıştığı zaman, bu nitelikler kendiliğinden ortaya çıkmaya ve yaşamımız içinde kendilerini ifade etmeye başlarlar. Böylece düzenli meditasyon ile, otomatik olarak çok dinamik, yaratıcı, güven dolu ve aynı zamanda alçakgönüllü, sevecen ve şefkatli oluruz. Bu, Kundalini yükselmeye ve enerji merkezlerimizi beslemeye başladığı zaman kendiliğinden gelişmeye başlayan bir süreçtir.
MASUMİYETİN KONUMU MANİDAR
1. Merkez
Bu merkez çocuklarda doğal olarak çalışır.Başlıca pozitif kaliteleri Saflık,masumiyet,çocuksu neşedir. Hayatın içine girdikçe ilk kaybettiklerimiz arasında saf neşe vardır.
2.Merkez
Yaratıcılığın, estetik hissinin, saf bilginin ,saf dikkatin ve konsantrasyon gücünü enerji merkezisidir.
Yaratıcılığın, estetik hissinin, saf bilginin ,saf dikkatin ve konsantrasyon gücünü enerji merkezisidir.
3.Merkez
Üçüncü enerji merkezi bize cömertlik, mutlak tatminkarlık ve memnuniyet duygularını verir. İçimizdeki öğretmenlik ilkelerini ortaya çıkarır.
Üçüncü enerji merkezi bize cömertlik, mutlak tatminkarlık ve memnuniyet duygularını verir. İçimizdeki öğretmenlik ilkelerini ortaya çıkarır.
4.Enerji merkezi
Özgüvenin,sevginin,şevkatin merkezidir.
Özgüvenin,sevginin,şevkatin merkezidir.
5. Enerji merkezi
5 duyu organımızı,iletişimimizi düzenleyen merkezdir.
5 duyu organımızı,iletişimimizi düzenleyen merkezdir.
6. Enerji merkezi
Affediciliğin ve mütevaziliğin merkezidir.
Affediciliğin ve mütevaziliğin merkezidir.
7.Enerji merkeziBedensel,zihinsel ve duygusal bütünlüğün oluştuğuz merkezdir.
Zihinsel sessizliği, şuanı , hayatın kendisini doya doya yaşamamızı sağlar.
Sahaja Meditasyon ile yapılan ve Kundalini kendiliğinden çalıştırılması sonucu elde edilen Aydınlanma sonucu kesin olarak ulaştığımız şey işte budur.
13 Ağustos 2015 Perşembe
ZİHİN BEDENİ NASIL ETKİLİYOR
Zihnin bedeni nasıl etkilediği üzerine yapılan en son araştırmalar ilginç sonuçlar ortaya koydu. Hastalıkları ilaç yerine zihinle tedavi edebilir miyiz? Düşüncelerimiz hayatımızı tam olarak nasıl biçimlendiriyor?
Hayal edin. Söğüt ağacı yaprağına alerjiniz var. Dokunduğunuz anda cildiniz kabarıyor, kızarıyor, deli gibi kaşınmaya başlıyor. Doktor size bir alerji testi yapıyor. Önce gözlerinizi sıkıca bağlıyor. Ardından sağ kolunuza söğüt yaprağı sol kulunuza ise dut yaprağı süreceğini söylüyor. Ve testi uyguluyor. Tabii sağ kolunuz hemen kaşınıp yanmaya başlıyor. Sol kolunuzda ise her şey normal. Ama gözlerinizi açtığınızda doktor sürprizi açıklıyor: “Aslında kaşınan kolunuza dut yaprağı sürmüştük, alerjik olduğunuz söğüt yapraklarını ise sol kolunuza sürdük!”
Ve işte bir başka örnek: Bir Parkinson hastası ayaklarını sürüyerek zorla yürüyebiliyor ve elleri yazı yazamayacak kadar çok titriyor.
Cerrahi müdahale yapılmasını kabul ediyor. Geçirdiği beyin ameliyatı sonrası hastanın elleri ve ayakları düzeliyor, normal hareket etmeye başlıyor. Ancak doktorlar gerçeği sonradan açıklıyorlar: “Yapılan beyin ameliyatı tamamen sahte. Cerrahlar kafatasına küçük bir delik açıp, hiçbir şeye müdahale etmeden geri kapattılar.”
İki deney de düşünceler ve duyguların insanın fiziksel sağlığı üzerindeki etkilerini araştıran bilim adamları tarafından yeni yapıldı.Sonuç ortada: Zihin bedeni doğrudan etkiliyor!
Bu yeni bir inanış değil. Tıp dünyasında yıllardır konuşuluyordu. Ancak son yıllarda bilim adamları zihin ile beden arasındaki bağlantının sanıldığından çok daha güçlü, çok daha etkili olduğunu keşfetti. Bu yüzden de 21.yüzyılın gelişmiş tıp teknolojisiyle konuyu derinlemesine incelemeye karar verdi. Buna göre sinir, gerginlik, yalnızlık, umutsuzluk, sevgi, huzur, mutluluk ve iyimserlik sadece soyut duygu ve düşünceler değil. Bütün bu psikolojik durumlar tıpkı zayıflık ya da şişmanlık gibi bedenimizi fiziksel olarak yani somut biçimde etkiliyor. Beyin bu duygu ve düşünceler doğrultusunda bağışıklık sisteminden, kan hücrelerine, kalpten bağırsaklara kadar bütün organ, doku ve hücreler üzerinde değişiklikler yapabiliyor.
Bilim adamlarının yeni hedefi zihinsel ve fizikler durumlar arasındaki köprüleri keşfetmek tedavi amaçlı kullanmayı öğrenmek.Yakın tarihli bir araştırma da ABD”deki yetişkin nüfusun neredeyse yarısının beden ve zihni buluşturan yöntemlerle ilgilendiğini gösteriyor. Bunlar arasında yoga, derin nefes egzersizi uygulamaları, ileri kas esnetme teknikleri, hipnoz, düşleri yönlendirme teknikleri, bir de bedenle zihnin en etkili bağlantı şekli olan dini inanç ve dualar var. Hepsi temel de stresle savaşıyor. Çünkü stres günümüzde neredeyse öldürücü.
İnsanın stresli bir durum karşısında kan basıncının yükseldiği, kalp atışlarının hızlandığını, kas geriliminin arttığını ve solunumunun düzensizleştiği biliniyor. Sebep ise hormonlar ve vücut kimyasalları. Bu maddeler insanda baş ağrılarından kalp krizine kadar her türlü fiziksel hastalığı tetikleyebilecek kadar güçlü.
Negatif duygu ve düşüncelerin sağlığa olumsuz etkileri ortada. Peki pozitif duygu ve düşünceler de olumlu yönde etkili oluyor mu? Bilim adamları “evet” diyor; “Zihin gücü hastalıkların tedavisinde kullanılabilir!” Beyin, zihin gücüyle vücuttaki fiziksel ağrıyı da ortadan pekala kaldırabiliyor. ABD”deki Duke Üniversite”sinde yapılan araştırmalar dini inançları olan kişilerin daha az hastalıklara yakalandığını söylüyor; HIV hastaları üzerinde yapılan bir başka araştırma ise pozitif ve iyimser bir dünya görüşüne sahip olan AIDS hastalarının bağışıklık hücrelerinin diğerlerine nazaran daha güçlü olduğu belirtiliyor.
Peki beyin gücüyle daha sağlıklı olabilir, hastalıkları ilaç yerine zihinle tedavi edebilir miyiz? Bu araştırmalar, zihin ve bedenin gizemli ilişkisini göler önüne sermek adına sadece başlangıç. Ve daha şimdiden bilim adamlarına zihnin beden üzerinde olumlu fiziksel etkiler sağlayabilecek bir gücü olduğunu şimdiden kanıtladı. Bilim bu konu üzerinde araştırmalarını derinleştirirken beden ile zihin arasında köprü kuran yoga, zihni düşüncelerden arındırma ve dua etmek gibi tekniklerin de artık büyük önem kazanacağı aşikar.
Kaynak: Vatan/Kırmızı Eki http://www.gazetevatan.com/
Bilim adamlarının yeni hedefi zihinsel ve fizikler durumlar arasındaki köprüleri keşfetmek tedavi amaçlı kullanmayı öğrenmek.Yakın tarihli bir araştırma da ABD”deki yetişkin nüfusun neredeyse yarısının beden ve zihni buluşturan yöntemlerle ilgilendiğini gösteriyor. Bunlar arasında yoga, derin nefes egzersizi uygulamaları, ileri kas esnetme teknikleri, hipnoz, düşleri yönlendirme teknikleri, bir de bedenle zihnin en etkili bağlantı şekli olan dini inanç ve dualar var. Hepsi temel de stresle savaşıyor. Çünkü stres günümüzde neredeyse öldürücü.
İnsanın stresli bir durum karşısında kan basıncının yükseldiği, kalp atışlarının hızlandığını, kas geriliminin arttığını ve solunumunun düzensizleştiği biliniyor. Sebep ise hormonlar ve vücut kimyasalları. Bu maddeler insanda baş ağrılarından kalp krizine kadar her türlü fiziksel hastalığı tetikleyebilecek kadar güçlü.
Negatif duygu ve düşüncelerin sağlığa olumsuz etkileri ortada. Peki pozitif duygu ve düşünceler de olumlu yönde etkili oluyor mu? Bilim adamları “evet” diyor; “Zihin gücü hastalıkların tedavisinde kullanılabilir!” Beyin, zihin gücüyle vücuttaki fiziksel ağrıyı da ortadan pekala kaldırabiliyor. ABD”deki Duke Üniversite”sinde yapılan araştırmalar dini inançları olan kişilerin daha az hastalıklara yakalandığını söylüyor; HIV hastaları üzerinde yapılan bir başka araştırma ise pozitif ve iyimser bir dünya görüşüne sahip olan AIDS hastalarının bağışıklık hücrelerinin diğerlerine nazaran daha güçlü olduğu belirtiliyor.
Peki beyin gücüyle daha sağlıklı olabilir, hastalıkları ilaç yerine zihinle tedavi edebilir miyiz? Bu araştırmalar, zihin ve bedenin gizemli ilişkisini göler önüne sermek adına sadece başlangıç. Ve daha şimdiden bilim adamlarına zihnin beden üzerinde olumlu fiziksel etkiler sağlayabilecek bir gücü olduğunu şimdiden kanıtladı. Bilim bu konu üzerinde araştırmalarını derinleştirirken beden ile zihin arasında köprü kuran yoga, zihni düşüncelerden arındırma ve dua etmek gibi tekniklerin de artık büyük önem kazanacağı aşikar.
Kaynak: Vatan/Kırmızı Eki http://www.gazetevatan.com/
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















